Bölüm 86: 3. Kitap – 1.1: Gemileri Finanse Etmek (I)

Metin Boyutu
← Önceki Sonraki →

Hazırlanan Pareia Sorumluluğu ben alacağım. Ama Glow da bana her şeyini vermeli.


3. Kitap – 1.1: Gemileri Finanse Etmek (I)

Yulian, Çöl Koşucusu’nun mürettebatını ve ailelerini yanına aldı. Bataklık nehrinde göçebe gibi dolaşan bu yabancıların artık kabilenin bir parçası olmasıyla, Pareia’nın şefleri, En Yüce Savaşçıları ve bizzat Yulian oldukça meşgul olmak zorundaydı.

Yulian ve Thriger bataklık nehrinden en iyi şekilde nasıl faydalanabilecekleri konusunda pek çok yöntem tartıştılar ve bunları hayata geçirmek için epey bir hazırlık gerekiyordu.

Öncelikle, bataklık nehrini daha aktif kullanabilmek için daha fazla gemiye ihtiyaçları vardı. En az 10.000 savaşçıyı taşıyabilecek kadar gemi inşa etmenin yanı sıra, gemiyi yönlendirebilecek ve özel durumlarda çıkarma operasyonları düzenleyebilecek yetenekli savaşçılar için ciddi bir fona ihtiyaçları olduğunu belirlediler.

Bu savaşçıları yetiştirmek için Thriger’ın komutasına 5.000 savaşçı tahsis ettiler.

Yabancı birine En Yüce Savaşçı unvanı verilmesine karşı çıkan pek çok ses yükselmişti ama Yulian, çoktan ailenin bir parçası olmuş birine güvenmemenin Pareia’nın temellerini sarsacağını söyleyerek tartışmaları kestirip attı.

Söylemeye bile gerek yoktu ki, Thriger ve Çöl Koşucusu mürettebatı olanları duyduktan sonra Yulian’a çok daha büyük bir sadakatle bağlandılar.

Pareia’da En Yüce Savaşçıların katıldığı pek çok uzun toplantı yapıldı ama hiçbiri en ufak bir yorgunluk hissetmiyordu.

Herkes Yulian ile aynı hayali paylaşıyor ve o şanlı günün biraz olsun daha çabuk gelmesi için var gücüyle çalışıyordu.

Bugün de bir istisna değildi. En Yüceler arasında yeni bir toplantı daha vardı.

Toplantı başladıktan sonra dört saat gibi bir süre su gibi akıp geçmişti, bu yüzden herkes içeri girmeden önce tüm fiziksel ihtiyaçlarını gidermek zorundaydı. Bu toplantılar insanın hem bedenini hem de zihnini tüketiyordu.

“Şu an en acil sorunumuz, fonlarımızın yetersiz olması.”

Eski Glow Baguna döneminden beri Pareia’nın iç işlerinden sorumlu olan Veruna, toplantıda dönen tartışmalar yüzünden beti benzi atmış bir halde konuşmaya başladı.

Savaşçıları eğitmeleri gerekiyordu ama gemilerin de inşa edilmesi şarttı. Tek seferde en az 10.000 savaşçıyı taşıyabilmek için en az 12 gemiye ihtiyaçları vardı ve bu gemileri inşa etmenin maliyeti hiç de ucuz değildi.

“Lütfen kabilenin şu anda ticaret yapmak için sadece kara su ve Canavar Ruhlarına sahip olduğunu unutmayın. Dahası, bunların büyük bir kısmı demir takası için kullanılıyor. Son savaştan pek çok malzeme elde etmiş olsak da, savaşçılarımızın sayısı da aynı oranda arttı.”

Veruna’nın rengi iyice solmuştu, adeta “İnşaat imkansız!” diye bas bas bağırıyordu.

“Bana Pareia’nın o kadar fakir olduğunu mu söylüyorsun? Peki ya geçmiş nesillerden günümüze aktarılan Glow’un serveti?”

Veruna, Yulian’ın bu sorusu üzerine hoşnutsuzluğunu dile getirdi.

“Elbette hatırı sayılır miktarda bir fon var. Ancak bunun büyük bir kısmı yabancı elçilere ödenen ödeneklere ve savaş hazırlığı fonlarına ayrılıyor.”

Yulian, Veruna’nın cevabı üzerine içini çekti ve konuşmaya başladı.

“Yapmamız gereken bir şeyi fon eksikliği yüzünden yapamamak gerçekten çok hayal kırıklığı yaratıyor.”

Pere bir soru sordu:

“Veruna, gerçekten biraz altın bulabileceğimiz hiçbir yer yok mu? Ya biraz daha kara su veya Canavar Ruhu toplarsak?”

“Durumumuzun daha iyi olacağından eminim. Ancak her bir gemi için 48 kilogram altın gerektiğinden, ölüp dirilsek bile on iki tanesini inşa edemeyiz. En pahalı Kum Ejderhası’nın Canavar Ruhu bile 500 gram altın etmiyor. Glow dışarı çıkıp sadece Kum Ejderhası avlasa bile, bu kadar altını toplamak ne kadar sürer ki?”

Trebol açıkça sordu:

“Bu aptal gemiler neden bu kadar pahalı?”

Thriger cevap verdi:

“Bunlar sıradan gemiler değiller. Düşük yoğunluklu bataklık kumunun üzerinde yüzebilmek için geminin altına özel sihirli rünler kazınması gerekiyor. Genel olarak büyücü sayısı çok azdır ama uçma büyüsü kullanabilen büyücü sayısı çok daha azdır. Bu yüzden onları kiralamak son derece pahalıdır.”

“Öyle olsa bile, bu kadarı da fazla pahalı değil mi?”

Trebol’ün sözleri üzerine Thriger cevap vermeden önce ona şöyle bir baktı.

“Lütfen beni sonuna kadar dinleyin. Büyücülere ödenecek para o kadar da fazla altın gerektirmiyor; asıl mesele rünleri kazıma yönteminde, işte paramızın büyük bir kısmını buraya dökmemiz gerekiyor. Bunu yapmanın yöntemi…”

“Hepsini altınla kazısak bile daha ucuza mal olmaz mıydı?”

Trebol sözünü kesmeye devam edince, Thriger konuşmasına devam etmeden önce ona doğru bir bakış attı.

“Lütfen sadece ben sözümü bitirdikten sonra konuşun. Büyücülerin Canavar Ruhlarına çok para ödemesinin nedeni, Canavar Ruhlarını kullanarak özel bir sihir reaktifi (tepkimeye giren madde) yapmalarıdır. Bu reaktif Canavar Ruhu’nun türüne göre değişir ve geminin altındaki rünlerin bu reaktiflerle kazınması gerektiği için bu kadar pahalıdır. En yüksek kaliteli reaktiflerden yapılır.”

Yulian derin bir iç çekip “Haaah~ Şimdi düşününce, Kaptan Thriger meğer çok zenginmiş,” derken, Thriger acı bir şekilde karşılık verdi:

“Gemimizi inşa etmek için herkes cebindeki son kuruşa kadar ortaya koymuştu.”

Kısa bir sessizliğin ardından Yarumaha konuşmaya başladı.

“Veruna hazretleri, peki mevcut imkanlarımızla şu anda kaç gemi inşa edebiliriz? Geri kalanıyla nasıl başa çıkacağımızı bulmadan önce en azından bunu bilmemiz gerekmez mi?”

Veruna, Yarumaha’nın sorusunu yanıtlamadan önce bir an düşündü.

“Fonlarımızı çok fazla zorlamazsak dört gemi. Eğer her şeyi sonuna kadar sıkarsak yedi gemi. Fakat yedi gemi yaparsak Pareia’nın ihtiyaç duyduğu diğer yerlere hiç altın ayıramayız. Üstelik her kabiledeki elçilerimizin de tüm faaliyetlerini durdurması gerekir.”

Veruna’nın bu cevabı üzerine tüm şefler iç çekti ve birbirlerine baktılar.

Çöl kabileleri bir topluluktu ve tüm zenginlik paylaşılırdı. Pirmalar dışında her şey ortak maldı ve tüm fonları Glow yönettiği için, böyle zamanlarda kullanılabilecek kişisel bir servet pek bulunmazdı.

Herkes birbirine bakarken Yulian konuşmaya başladı.

“O zaman şöyle yapalım. Savaşçılar eğitim için canavarları öldürsünler. Elbette vahaları koruyacak kadar savaşçıyı tutmamız gerekecek ama geri kalan tüm savaşçılar canavar avlayacak. Canavar Bölgesi canavarlarla dolup taştığına göre, bu sadece eğitim yapmaktan çok daha faydalı olacaktır.”

Egane’nin “Buna karşılık birçok savaşçı yaralanabilir. Hatta ölebilirler de,” sözleri üzerine Yulian başını salladı ve karşılık verdi.

“Tehlikenin artacağını biliyorum. Ancak zamanımız yok. Ezeli düşmanlarımız Shuareilerin sonsuza dek öylece oturacağını sanmayın. Onlar boyunlarını bükmüşken, kuzey topraklarımıza göz diken Wikaly kabilesini ele geçirmeliyiz.”

“Wikaly’yi yenmek epey zaman alacaktır. Tüm güçleriyle savunurlarsa, tüm vahalarını almak birkaç yılımızı alır. Ya bu yıllar içinde Shuarei toparlanırsa ne olacak? Dürüst olmak gerekirse, Shuarei ile olan çekişmemiz yüzünden Wikaly’yi zaten kendi haline bırakmıyor muyduk?”

Çöl siyaseti karmaşıktı. Her kabilenin düşmanca ilişkilerinin yanı sıra dostane ilişkileri de vardı. Shuarei ve Pareia’nın birbirleriyle savaşmaya her şeylerini adayamamalarının nedeni, Shuarei’nin Rivolde kabilesini, Pareia’nın ise Wikaly kabilesini kendi topraklarına göz dikmiş olarak görmesiydi.

Şeflerden birinin sorusu üzerine Yulian ateşli bir şekilde cevap vermeden önce sağına ve soluna baktı.

“İşte bu yüzden acele etmeliyiz. Bataklık nehrini hakkıyla kullanabilirsek Wikaly vahalarının altısını birden alabiliriz. En iyi zaman bu zaman. Eğer Wikaly kabilesini fethedebilirsek, savaş kapasitemiz Shuarei’ninkinin katbekat üstüne çıkacaktır. İşte o zaman bu can sıkıcı güç dengesini nihayet bozabilir ve hayalimize doğru büyük bir adım atabiliriz.”

Yulian bir an için konuşmayı bıraktı ve tekrar etrafına bakındı. Bunu nasıl yapacağı ona hiç öğretilmemiş olsa da, ne zaman susması ve nereye bakması gerektiğini çok iyi biliyordu.

Herkesin gözündeki sağlam kararlılığı gören Yulian tekrar konuşmaya başladı.

“İlk olarak, yapabildiğimiz kadar çok gemi inşa edelim. Fonları daha sonra her zaman yenileyebiliriz. Tüm şeflerden savaşçılarını göndermelerini rica ediyorum. Savunma için yeterli olanı ayırmak haricinde, her savaşçı canavar avlayacak.”

“Glow.” Thriger tam o noktada lafa girdi. “Benim tanıdığım bir tüccar var. Canavar Ruhları satın alır, bizim için yiyecek ve erzak sağlar.”

“Evet, lütfen konuşun.”

Yulian başını sallayarak yanıtladı ve Thriger konuşmaya devam etti.

“Çöl Yolu’nu kullanıp kullanamayacağını soruyordu. Mallarını çöl üzerinden taşıyabilirse, teslimat sürelerini büyük ölçüde kısaltabilir ve dağıtım kâr marjını artırabilir.”

Yulian ve bazı şeflerin gözlerinde bir kıvılcım belirdi. Thriger’ın ne söylemeye çalıştığını anlamışlardı.

“Kuzey ve Güney arasında onu taşımak için sık sık bataklık nehrini kullanırdık. Ne de olsa gemimiz bir tedarik arabasından çok daha hızlı. Elbette bir sınırımız olduğu için onun adına o kadar çok mal taşıyamıyorduk ama o kadarıyla bile son derece memnundu.”

“Bir saniye. Kaptan Thriger, bu tüccar için bir çöl yolu açmamız gerektiğini mi ima ediyorsunuz?”

“Evet. Kesinlikle öyle. Glow, bu tüccar sözünün eri biridir. Çöl Koşucusu’nu inşa ederken malzemeler, büyücüler ve sözleşmelerin hepsi bu tüccar aracılığıyla tamamlanmıştı.”

Yulian gülümsemeye başladı.

“Bunu neden ancak şimdi söylüyorsunuz? O tüccar… onunla ne zaman görüşebilirim?”

‘Aklına gelen şeyleri hızla yap ve yapman gereken şeyleri kesinlikle yerine getir.’

Yulian’ın yüzündeki o sırıtış bir an bile kaybolmadı.

← Önceki Sonraki →

Bu içeriğe tepki ver

0 tepki
👍Beğendim0
😡Sinir Bozucu0
😂Mükemmel0
😮Şaşırtıcı0
😓Sakin Olmalıyım0
😵Bölüm Bitti0

Bir Cevap Yazın

Scroll to Top

Manga-Novel Tr sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin