Bölüm 4: Bırakılan Hediye

Metin Boyutu
← Önceki Sonraki →

Kapılar sanki boşlukta kayarmışçasına ardına kadar açıldılar.

BİLDİRİM
GEÇMİŞ YAŞAM ÇİÇEĞİ TAŞIYICILARINDAN SİZİN İÇİN BIRAKILAN MAHZENİ BUDUNUZ.
TEBRİKLER.

Kapılar sonunda kadar açılmıştı ama kaşımda sanki bir boşluk duruyordu. Elimi açık olan kapılara
doğru uzattım ve elim sanki boşlukta süzülürmüşçesine kayboldu. Gelen bildirim üzerine tuzak
olmayacağını düşünerek ilerlemeye devam ettim. Ve kapıdan geçtim.

BİLDİRİM
TANRI SEVİYESİNE ULAŞMIŞ GİZEMLİ BİR VARLIĞIN ASTRAL BOYUTUNA GİRDİNİZ.

İçeriye adımımı attığımda gelen bildirim ile gözlerimi açtım. Burası benim astral boyutumdan
tamimiyle farklıydı. Benim astral boyutum mavimsi bir renkten oluşmuş ve ucu bucağı olmayan bir
deniz misali gibiydi. Ama burası sanki uzaydan bir parçaydı. Ve Gaia’yı bırakın Dünyada bile
görmediğim kıymetli taşlar ile doluydu.
-Keşke bu taşları alıp çıkabilsem. Züleyha ile birlikte sıkıntısız bir hayat yaşardım.
Tam böyle düşünürken birden aklıma, Züleyha acaba nasıl kesin öldüğümü düşünüyordur. Keşke
hayatta olduğumu bildirebilseydim. Ama bırak haber vermeyi, buradan nasıl tekrar yeryüzüne
çıkacaktım onu bile bilmiyordum.
Etrafta biraz gezindikten sonra bütün mücevherlerin ortasında tamamıyla farklı bir mücevherden
oluşmuş yarı boyum kadar olan bir taşın üzerinde duran garip bir cisim dikkatimi çekmişti. Şekli
yumurta benzeri ama rengi biraz tuhaftı. Nedense tam seçemiyordum. Şu renk dediğimde sanki bir
anda başka bir renge dönüyordu. Tam netleşti derken başka bir renge dönüyordu. Sanki renkler
üzerinde hareket ediyordu. Elimi istemsizce bu yumurta vari cisime uzattım.

BİLDİRİM
ASTRAL BİR VARLIĞIN YUMURTASINI BULDUNUZ.

BİLDİRİM
ASTRAL VARLIK SİZİN VARLIĞINIZA TEPKİ GÖZSTERİYOR.

Yumurtadan hafif hafif ışıklar saçılmaya başladı.


BİLDİRİM
ASTRAL VARLIK SİZİ ONAYLADI.

Bildirimi geldi ve birdenbire ortadan kayboldu.

BİLDİRİM
ASTRAL VARLIK SİZİN ASTRAL BOYUTUNUZA GEÇİŞ YAPTI.

Ne demek benim astral boyutuma geçiş yaptı. Birileri benim astral boyutuma böyle kafasına göre
girebilir mi yani?!

BİLDİRİM
YENİ BİR YETENEK ÖĞRENİLDİ.
ASTRAL CEP: ASTRAL BOYUTUNUZ SONSUZ BİR EVRENDİR. İSTEDİĞİNİZ ŞEYİ ARTIK ASTRAL
BOYUTUNUZA GETİRİP ÇIKARTABİLECEKSİNİZ.(NOT:SADECE CANSIZ VARLIKLAR İÇİN GEÇERLİDİR.)

BİLDİRİM
EVRENİN SIRRINI ÖĞRENDİNİZ.
SİZDEN ÖNCEKİLERİN SİZE BIRAKTIĞI MİRASI ALDINIZ.

BİLDİRİM
MİRAS AKTARIMI BAŞARILI OLDUĞUNDAN BU BOYUT YOK OLACAKTIR.
.
Birden astral boyutta çatlaklar oluşmaya başladı. Her taraf cam misali kırılıyor ve karanlığa
karışıyordu.
Kapıya doğru koşarken ayaklarıma vuran taşları yeni edindiğim yetenek sayesinde hepsini astral
boyutuma depolamaya çalışıyordum. Hepsini almak istiyordum ama fazla açgözlü olmanın bir anlamı
yoktu yoksa bende astral boyut ile birlikte hiçliğe karışacaktım.
Kendimi kapıdan zor bela dışarı attım. Kapılar bu sefer aynı sessizlik ile kapanmadı. Büyük bir
gümbürtü ile kapandılar ve eski halini aldılar. Sanki hiç açılmamış gibi hareketsiz bir şekilde
duruyorlardı.

Yerden kalktım ve kapılara tekrar baktıktan sonra, artık taş kapıdan bir farkı kalmadıklarını anladım.
Ve bu yerden nasıl tekrar yeryüzüne çıkacağımı düşünmeye başladım. Suyu takip edip topallayarak
geldiğim yere doğru yürümeye başladım.
Geldiğim yere ulaştığımda başka ayak sesleri ve konuşmalar duymaya başladım. İlk başta korkmuştum
ama saklanacak bir yer yoktu. Ve seslere doğru topallayarak yürümeye başladım. Bir yandan: “yardım
edin kimse yok mu ?” diye sesleniyordum.
Ve en sonunda askerler ile yüz yüze geldim. Ama bunlar benim her zaman gördüğüm askerler değildi.
Zırhları altın kılıçları gayet parlak ve vücutları diğerleri gibi ne şişman nede zayıf tam bir gladyatörün
vücudu gibi yapılıydılar. Arkalarında ipek elbiselere bürünmüş şişman birisi vardı. Askerlerden biri:
-Sen kimsin? Ve ne işin var burada?
Soru sorarken bir yandan kılıcını boynuma doğrulttu.
-Ben, bir anda yer çökmeye başladı ve kendimi burada buldum.
Asker beni tepeden aşağıya bir süzdükten sonra
-Adın ne ?
-Aktan efendim. Surlara taş taşıyan bir işçiyim.
Askerlerin arkasındaki şişman adam öne doğru gelerek
-Ne oldu asker neden durduk?
-Ebrehe hazretleri bu şahıs demin oluşan çöküntüyle birlikte buraya düşmüş.
-Hımm.. Demek o çöküntüden sağ kurtulan birileri varmış. Senden başka kimse varmı peki köle ?
Askerler beni zorla dizimin üstüne çöktürdüler ve o şekilde:
-Hayır efendim, uyandığımda etrafımda kimse yoktu.
-Hımm… Peki bakalım.
Askerlerden birine dönerek:
-Alın hemen bunu diğerlerinin yanına götürün. Çalışmaya devam etsin.
-Emredersiniz Ebrehe hazretleri.
Askerin bir tanesi kolumdan tuttu ve “beni takip et ve sakın kafanı kaldırma” dedi.
Ben önümdeki askeri takip ederken diğerleri aşağıya inmeye devam ettiler. Benim içimi bir an korku
kapladı. “Umarım aşağıya indiğimi anlamazlar, yoksa başım büyük derde girebilir.”
Topallayarak önümdeki askeri takip ediyordum. En sonunda toprak yol bitti ve taş merdivenlerden
yukarıya çıkmaya başlamıştık. Merdivenlerden dışarı çıkınca hayretler içerisinde kalmıştım.
Her tarafta yanan kandiller vardı. Askeri takip ederken yarı giyinik yarı çıplak cariyeler başlarının
üzerindeki sepetlerde taze meyveler taşıyorlardı. Ama kimse bana bakmıyordu. Daha doğrusu
başlarını kaldıramıyorlardı. Sarayın içinde ufak ufak havuzlar, kimi havuzda balıklar vardı, kimi
havuzda anadan üryan bir şekilde kadınlar vardı. Hepsi yüzünde pis bir sırıtışı olan bir adamın
başındaydılar.

-Hey Herakle buda kim?
-Deminki çöküntü ile aşağıya sağ düşmüş bir piç. Ebrehe hazretleri onu dışarı çıkarmamı istedi.
-Hadi be! Harbiden şanslı bir piçmiş. O çöküntüden iyi sağ çıkabilmiş.
-Sen ne yapıyorsun Domino ? Sakın bana yine dikizlemeye geldiğini söyleme?
Onlar kendi aralarında konuşken bende başım eğik bir şekilde etrafa bakınıyordum.
Önünde durduğumuz odanın kapısı yoktu zaten. Ufak perdeler vardı, onlarda esen rüzgar ile birlikte
hafif hafif havada dans ediyorlardı. İçeriden gelen hoş kokular ile birlikte başımı istemsizce
kaldırmaya başladım. Ve gördüğüm manzara karşısında sanki zaman birlikte nefesim durmuştu.
İçeride yarı çıplak kızların ortasında oturup, onu yıkmalarına izin veren bir tanrıça vardı sanki. İnce
beyaz elbiseler içinde gece gibi siyah saçları beline kadar iniyordu. Bu manzara karşısında sadece
hayran hayran seyredebiliyordum.
-Benim kelleyi bırak da biraz daha burada durursan şu ufak piçin kellesi gidecek.
Kafama gelen bir şaplak ile hemen kendime geldim.
-Ben sana kafanı kaldırma demedim mi?!
-Onu suçlama Herakle sen bile gözlerini zar zor ayırabiliyorsun. Emiminki bu ufaklık hiç böyle bir şey
görmemiştir.
Aslında gördüm ama buradaki hayatımda değil. Gerçi böyle bir güzellik dünyada bile nadir rastlanırdı.
Asker beni itekleyerek:
-Hadi yürü bakalım.
Ve tekrar kafamı eğerek askeri takip etmeye başladım. Artık çıkışa varmıştık ve kapılardan duran bir
askere:
-Alın bunu nerde olması gerekiyorsa oraya geri yollayın.
Asker hemen koşarak geldi ve:
-Emrederseniz efendim.
Asker kolumdan tutarak beni eski çalıştığım göçüğün olduğu yere götürdü. Herkes beni gördüğüne
çok şaşırdı. Sonuçta beni göçüğün içe düşerken gördüler. İşin bittiğini gösteren boru çalmaya
başlamıştı bile. Ama benim için gün bir çırpıda bitti sayılırdı. Esad amca hemen yanıma gelip:
-Aktan nasılsın?! Herkes göçüğe düştüğünü söylemişti bir şeyin yok ya ?
Endişeli gözler ile bana bakıyor, baştan aşağıya beni süzüyordu.
-Ovv şuna baka her yerin yara bere içinde. Hadi eve gidelim de güzel bir dinlen bakalım.
Koluma girerek eve kadar yürümeme yardım etti. Eve vardığımızda Züleyha hemen yanıma koşup
bana sarıldı. Ve gözü yaşlı bir şekilde:
-Abi senide kaybettiğimi sandım. Çok korktum abi.
-Züleyha tamam. Abin iyi ama her tarafı yara bere içinde hadi dinlenmesi lazım biraz.

İçeriye geçip en sonunda sırtımı duvara yaslayıp oturdum. Züleyha hemen bana su getirdi bende kana
kana içmeye başladım.
-Ne oldu Aktan? O göçükten nasıl sağ çıktın? Millet seni sarayın ana kapısından çıkarken görmüş anlat
bakalım.
Olanları onlara kısa ve öz bir şekilde anlatmaya başladım. Tabi gizemli kapılar hariç.
-Baya şanslısın Aktan altta kimin aklına gelirdi öyle bir boşluk olduğu. Demek Ebrehe hazretleri ile yüz
yüze geldin. Hayatta olman daha şanslı olduğunu gösterir.
-Neden Esad amca?
-Ebrehe hazretleri kurnazlığı ile tanınır. Ama daha çok acımasızdır. Eee sarayın içi nasıldı anlat
bakalım.?!
Bana bakan meraklı gözleri görünce bende anlatmaya başladım. Kandiller, küçük su havuzları, çıplak
hizmetçiler(bir ara yengem ve kardeşim beni öldürecek gibi baktılar), taze meyveler, içecekler vs.
herşeyi anlattım. Anlatmadığım ufacık bir kısım vardı oda tabi o güzel kızdı. Onu da anlatırsam galiba
yaşamım elimden kayıp gidecekti. Artık anlatacak bir şey kalmayınca;
-Hadi yatıp uyuyalım Aktan zaten bitik durumda daha fazla yormayalım onu.
Bu cümle üzerine her kes yatmaya geçti. Bende artık gözlerimi kapattım ve kendimi astral boyuta
attım.
Ebrehe ömrünün büyük bir kısmını geçirdiği kapıların önüne yine gelmişti. Kapının her ayrıntısı çoktan
aklına kazımıştı bile. Kadim kayıtlar bu kapların ardındaki şeyin ona evrenin sırrını vereceğine işaret
ediyordu. Ama o kapının nasıl açılacağını hiç bilmiyordu.
Her şeyi denemişti, en güçlü askerlerin, en güçlü hayvanların gücünü kullanarak, hatta bir büyücü bile
çağırdı. Ama büyücü sadece “Çok güçlü bir mühür. Böylesini ne gördüm nede işittim. Bu dünyada
bunu açabilecek kimse yok” demişti. O gündür bu gündür belki açılır diye bekliyordu. Hatta başkası
sahip çıkmasın diye üstüne sarayını yapmıştı.
Baktı ki kapıda bir değişiklik yoktu. Arkasını dönüp giderken bir şey dikkatini çekmişti. Bir bez parçası,
nerden gelmiş olabilir acaba? Diye düşünürken, ayak izleri dikkatini çekti. İzler kendisine ve
askerlerine ait değildi. Ve işin en garibi de kapının orada yarım bir iz vardı.
Gözleri bir an için fal taşı gibi açılmıştı. Çünkü bu kapının açıldığı ve içeriye birisinin girdiği anlamına
geliyor. Hemen düşünmeye başladı. Kim acaba? Diye düşünürken, aşağıya düşmüş olan köle aklına
geldi. İlk başta askerlerine hemen bulup getirmelerini söylemek istedi ama sonra vaz geçti.
Saklayabilir veya en kötüsü gerçekten açıp içeride gücü elde etmişse onu yok edebilirdi. Onun yerine
sinsi düşünmeye başladı. Ve yüzüne o pis sırıtış yerleşmişti. Ne yapacağını gayet iyi biliyordu….

← Önceki Sonraki →

Bu içeriğe tepki ver

0 tepki
👍Beğendim0
😡Sinir Bozucu0
😂Mükemmel0
😮Şaşırtıcı0
😓Sakin Olmalıyım0
😵Bölüm Bitti0

Bir Cevap Yazın

Scroll to Top

Manga-Novel Tr sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin