Bölüm 56 – 2.4

Metin Boyutu
← Önceki Sonraki →

Kitap 2-2.4 Vahayı Ziyaret (I)

Soğuk Vaha’nın savaşçılarından biri, bir yönü işaret etmeden önce gözlerini biraz kıstı.

Savaşçının görevi, vahanın etrafında devriye gezip canavarları veya vahşi hayvanları temizlemek ve olası istilalara karşı tetikte olmaktı. Bu çok önemli bir görevdi.

Çok geçmeden savaşçı yoldaşlarından birinin o yöne bakmasıyla diğer savaşçılar da gözlerini aynı noktaya çevirdi.

“Bu bir toz bulutu.”

“Hem de epey büyük. Bu kadar tozun kalkması için yüzlerce savaşçı olmalı.”

“Çok hızlı geliyorlar.”

Birden fazla savaşçı düşündüklerini dile getirir getirmez karar verildi. Kabilenin savaşçılarından bir grubun dışarı çıktığına dair bir haber almamışlardı, Pareia’nın diğer vahalarından kendilerine gelen bir savaşçı grubu hakkında da bir haber duymamışlardı. Bu, o toz bulutundan sorumlu olanların istilacı olduğu anlamına geliyordu.

Anında savaşçılardan biri pirmasını geri çevirip vahaya doğru yola koyuldu.

Kaçmıyordu. Görevi, hızla kabileye geri dönüp olası bir istilayı haber vermekti.

Geriye kalan savaşçılar ise uzun bir ıslık çalarak bölgedeki yoldaşlarını uyardıktan sonra toz bulutunun olduğu yöne doğru ilerlediler.

Bilgiyi doğrulamaları gerekiyordu.

Gelenlerin istilacı olduğunu teyit ederlerse, düşmanın dikkatini kendi üzerlerine çekmeliydiler.

Onları ne kadar uzun süre oyalayabilirlerse, vahadaki savaşçıların savaşa hazırlanmak için o kadar çok zamanı olurdu.

Toz bulutuna doğru ilerlerken savaşçıların içleri normalden daha rahattı. Bunun sebebi, vahanın lider savaşçılarının gözcü sayısını normalin en az iki katına çıkarmış olmasıydı.

Bu kadar çok gözcü varken, düşmanı vahaya ulaşmasından en az bir saat önce fark edecekleri kesindi. Bu sayede görevlerinin yükünü omuzlarında fazla hissetmiyorlardı.

Yakındaki Serin Vaha’nın dört savaşçısı, toz bulutuna çok da uzak olmayan bir mesafeye varmıştı bile. Toz bulutunun önündeki genç savaşçı, arkasından gelenleri durdurmak için elini kaldırdı. Yüzünde onların geleceğini biliyormuş gibi bir ifade vardı.

“Bizler bu vahaların devriyesinden sorumlu Pareia savaşçılarıyız. Yaklaştığınız Soğuk Vaha, Pareia topraklarının bir parçasıdır. Düşman mısınız, dost mu? Eğer dostsanız, bu kadar çok savaşçıyla geleceğinizi neden önceden haber vermediniz?”

Devriye gezen savaşçılardan biri genç savaşçıya doğru yüksek sesle bağırdı.

Genç savaşçı yüzünde bir gülümsemeyle cevap verdi.

“Soğuk Vaha’nın yiğit savaşçılarıyla tanıştığıma memnun oldum. Ben Çöl Fatihi ve sizin Genç Parıltınız, Yulian Provoke. Soğuk Vaha Şefi Yarumaha-nim ile görüşmek için buradayım. Kendisiyle görüşene kadar beklemeye kararlıyız.”

Savaşçılar Yulian’ın sözleri karşısında şaşırdılar. Saygıdeğer Genç Parıltı’nın Pareia’dan neden ayrıldığını ve devriyedeki savaşçı sayısının neden arttırıldığını onlar bile biliyordu.

Yulian’ı karşılarında görünce şok olmalarına şaşmamalıydı.

“Aramızda sizin Yulian olup olmadığınızı doğrulayabilecek kimse yok. Ancak, belirttiğiniz gibi burada beklerseniz Yarumaha-nim’e haber veririz.”

“Bekleyeceğiz.”

Yulian kısaca cevap verince, dört savaşçı tekrar kendi aralarında fısıldaşmaya başladı ve ardından içlerinden biri vahaya geri döndü.

‘Beni izleyeceklerinden eminim. Yarumaha-nim’in savaşçılarından da bu beklenirdi. Ölümden korkmuyorlar.’ Yulian, Yarumaha’nın gelmesini beklerken etrafına bakınarak onlara içten içe hayranlık duydu.

“Savaşçılarla gelmeyecekler mi?”

Belki de Yulian’ın bu kadar sakin görünmesinden endişelenmişti ki Pere arkasından sordu.

“Elbette gelecekler. Adım henüz temize çıkmış değil.”

“O hâlde burada bu kadar kayıtsızca beklemen doğru mu? Eğer Yarumaha-nim bize inanmazsa, esir düşme ihtimalimiz çok yüksek. Unutma ki Pareia’nın gurur kaynağı üçüncü nesil savaşçılarından Hiddetli Brandistock (mızrak uzunluğunda, ucunda hem balta hem de mızrak ucu bulunan bir silah) Vibli, Yarumaha-nim’in emrinde.”

“Biliyorum. Ama biz bu kadarcık bile güven göstermezsek, onlardan bize güvenmelerini isteyemeyiz. Eğer dürüst bir kalple anlatır ve gerçeği onunla paylaşırsak, bilge Yarumaha-nim’in asıl gerçeği göreceğinden eminim.”

“Lütfen ‘ya olmazsa’ ihtimalini de düşün.”

“Eğer Yarumaha-nim de ‘ya olmazsa’ diye düşünür ve o korkunç eylemden gerçekten benim sorumlu olduğuma inanırsa ne yapar?”

Yulian’ın sözleri üzerine Pere, bir gün kardeşinin bu kişiliğinin başına büyük bir dert açacağını düşündü.

Kardeşi tutkuluydu ve büyük hayallerine yakışır bir deneyim ve beceriye sahipti ama fazla idealistti.

‘Gerçi böyle olmasaydı, çölü birleştirmek gibi bir şeyi aklından bile geçirmezdi.’

Pere böyle düşündükten sonra Grace’e baktı, Grace de başıyla onayladı.

İkisi de Yulian’ın, kendisinin bile farkında olmadığı bir sorununu biliyordu.

İkisi de Yulian’ın bu eğilimini kendi itirazlarıyla dengelemeleri gerektiğini aynı anda fark etti.

“Pere-nim de doğru söylüyor. Her şey yolunda ama en azından bir yedek planımızın olması iyi olur.”

Grace’in de Pere’nin ardından itiraz ettiğini gören Yulian, kendisine katılacak birini bulmak umuduyla etrafına bakındı.

Tuma Takaka ve Chun Myung Hoon, Yulian’ın tarafını tutup diğer ikisinin haksız olduğunu söyleyebilecek kadar önemli kişilerdi, fakat ikisinin de Yulian’ın tarafını tutmaya niyeti yoktu.

Tuma Takaka doğası gereği her zaman temkinliydi; Chun Myung Hoon’un ise dünyada endişe ettiği hiçbir şey yoktu. Ancak Grace’in enerjisine ve düşünceli hâline değer verdiğinden, ona haksız olduğunu söyleyip öğrencisinin tarafını tutmak istemedi.

“Madem herkes böyle düşünüyor, Tuma Takaka-nim, lütfen arkada bir kaçış yolu hazırlayın.”

Tuma Takaka yüz kadar savaşçıyı yanına alıp arkaya geçti.

Yaklaşık bir saat sonra, Yarumaha vahasının savaşçılarıyla birlikte geldi.

Yarumaha’nın hemen yanında Soğuk Vaha’nın En Büyük Savaşçısı Vibli duruyordu.

“Yarumaha-nim.”

Yulian sevinçle bir adım atmaya yeltendi ama Pere karşı tarafın fark etmeyeceği bir şekilde kıyafetinden yakalayarak onu durdurdu.

“Yulian-nim.”

Yarumaha da Yulian’a karmaşık duygularla bakıyordu. Yulian’ın bir gün mutlaka ortaya çıkacağını biliyordu ama bunun bu kadar çabuk olmasını hiç beklememişti.

Yulian, Pere’ye çabucak bir göz attı ama onun kıyafetini bırakmadığını görünce yerinde durarak Yarumaha’ya seslendi.

“Ortalığın epey karışık olduğundan eminim.”

“Hem de nasıl. Bu yaşlı adam altmış yıllık ömründe hiç böyle bir karmaşa görmedi. Son on beş gündür doğru dürüst düşünebildiğim söylenemez.”

“Her şeyi açıklayacağım. O gün olan biten her şeyi. Gerçeğe karar vermeyi ise bilge Yarumaha-nim’e bırakıyorum.”

Yulian, Pere’nin elini çekmek için hamle yapıp öne bir adım atar atmaz, Yarumaha’nın yanındaki Vibli pirmasını öne sürerek yolunu kesti.

“Yulian-nim, lütfen bir an durun.”

Yulian, Shuarei’lere karşı koyduğu için Soğuk Vaha’dan ayrılamayan Vibli ile daha önce hiç tanışmamış olsa da Pareia’nın en büyük savaşçısını tanımaması mümkün değildi. Vibli’nin yanındaki uzun brandistock ve heybetli duruşu, onun en büyük savaşçılardan biri olduğunu kanıtlıyordu.

“Pareia’nın En Büyük Savaşçılarından Vibli-nim ile bu şekilde tanışmak bir onurdur.”

“Asıl benim için Çöl Fatihi Yulian-nim ile tanışmak bir onurdur. Pareia’nın umudu sizin o iki kılıcınızın omuzlarında. Ancak, şu anda hakkınızdaki suçlamalardan haberdar olduğunuza eminim. Masumiyetiniz kanıtlanana dek bu Vibli, Yulian-nim’in Yarumaha-nim’e yaklaşmasına izin veremez. Lütfen anlayış gösterin.”

Vibli’nin sözleri üzerine Yulian buruk bir şekilde gülümsedi. Ancak o, kendi düşüncelerine güveniyordu.

Eğer Yarumaha-nim o gün yaşananlardan gerçekten onu sorumlu tutuyor olsaydı, en başından böyle bir konuşma yapmaya tenezzül etmezdi.

“Yarumaha-nim, burada mı konuşalım?”

“Hayır. Vibli, lütfen kenara çekil.”

Yarumaha, yolunu kesen En Büyük Savaşçı’ya kenara çekilmesini emretti ama Vibli konuşurken başını iki yana salladı.

“Bire bir dövüşte onu alt etmenin kolay olmayacağının farkındayım. Ancak bu Vibli’nin görevi, Yarumaha-nim’i ve bu Soğuk Vaha’yı korumaktır.”

Vibli’nin kararlı sözleri üzerine hem Yarumaha’nın hem de Yulian’ın yüzünde buruk bir gülümseme belirdi. Yarumaha, Yulian’a üzgün olduğunu belli eden bir bakış atarken Yulian sadece tekrar güldü.

“Bu sinir bozucu.”

Kenarda durmakta olan Chun Myung Hoon söze girdi.

← Önceki Sonraki →

Bu içeriğe tepki ver

0 tepki
👍Beğendim0
😡Sinir Bozucu0
😂Mükemmel0
😮Şaşırtıcı0
😓Sakin Olmalıyım0
😵Bölüm Bitti0

Bir Cevap Yazın

Scroll to Top

Manga-Novel Tr sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin