Bölüm 54 – , Bölüm 2.2

Metin Boyutu
← Önceki Sonraki →

Kitap 2-2.2 Yulian’ın Hareket Tarzı (I)

Sabah olur olmaz Yulian, Rivolde’nin Yüce Parlak’ı Dejaine Nellisi’yle görüşmek için Parlak’ın pao’suna yöneldi. Oraya vardığında, Dejaine’i daha yeni uyanmış halde buldu.

“Çok erken gelmişsin.”

“Sabahın bu erken saatinde uykunuzu böldüğüm için üzgünüm, Parlak Dejaine Efendi.”

“Hiç sorun değil, ben hep bu vakitler ayakta olurum. Her neyse, keyfin yerinde mi?”

“Hemen şimdi koşup binlerce vahşi hayvan ve canavar avlayabilecek kadar iyi hissediyorum.”

Yulian’ın kendinden emin cevabı üzerine Dejaine gülümseyerek sordu.

“Bunu duyduğuma sevindim. Sadede gelelim. Sabahın bu erken saatinde beni aradığına göre, benden istediğin bir şey olmalı.”

Yulian başını sallayarak onayladı ve doğrudan konuya girdi.

“Rivolde’nin yiğit savaşçılarından iki yüzünü bana vermenizi umuyorum.”

Yulian’ın aklında nasıl bir plan olduğunu merak eden Dejaine, bu istek karşısında şaşırmıştı.

“Hepsi bu mu?”

Yulian başını salladı.

“Evet, hepsi bu.”

Yulian isteğini teyit edince Dejaine bir kez daha şaşkına döndü.

Doğrusunu söylemek gerekirse Dejaine, Yulian’ın en az beş bin savaşçı isteyeceğini düşünmüştü. Bunlardan Yulian’a verebileceği savaşçı sayısı üç bin civarındaydı. Rivolde’nin kontrolündeki vahaları korumak için ayırabileceği en fazla sayı buydu. Ama sadece iki yüze ihtiyaç duyması…

“Yalnızca iki yüz savaşçıyla onlara üstün gelebileceğini mi söylüyorsun?”

“Kızıl Fırtına savaşçıları ve Pareia’nın Baş Şamanı Tuma Takaka da yanımda.”

“Öyle olsa bile toplam sayı üç yüzden az. (Ç.N: BUUUU SPARTAAAA!) Kızıl Fırtına’nda pek çok tecrübeli savaşçı olduğunu biliyorum ve sana vereceğim savaşçıların hepsi de onların gücüne denk, kudretli savaşçılar olacak. Ama Pareia’nın o kadar çok yiğit savaşçısı var ki. Bu kadar az bir sayıyla ne yapabilirsin…?”

Yulian cevap verirken başını iki yana salladı.

“Hepsinin karşısına çıkmak için bir neden yok. Şu anda en çok ihtiyacım olan şey zaman. Hızla iyileşip plan yapabildiğim için minnettarım. Eminim ki bu, babamın göklerden bana bir lütfuydu.”

“Anlat bakalım. Ne yapmayı planlıyorsun?”

Yulian, Dejaine’e baktı. Dejaine, merhum babasının kan kardeşi ve karısının babasıydı. Ayrıca, Yüce Parlak olarak anılmasının sebebi de sahip olduğu bu büyük nüfuzdu.

Yulian, Dejaine’in aklının Librie tarafından çelindiğinden emindi. O sinsi Janet’in isyanın sonrasını düşünmemiş olmasına imkân yoktu. Aptal Librie de onun söylediği her şeyi sorgusuz sualsiz yapmış olmalıydı.

Yulian sordu.

“Size hem Rivolde’nin Yüce Parlak’ı hem de kayınpederim olarak önce sormam gereken bir şey var.”

“Sor.”

“Librie ne talep etti?”

Dejaine, Yulian’ın sorusu karşısında duraksadı. Bir anlığına birinin o görüşmenin ayrıntılarını dışarı sızdırdığını düşündü. Ancak daha dün uyanan, neler olduğunu yeni idrak edip hareket tarzını belirleyen damadının bunu bilmesine imkân yoktu.

‘Eminim bu sadece sezgileri. O müthiş keskin sezgileri.’

Dejaine böyle düşünürken gülmeye başladı.

“Benden şüphe mi ediyorsun?”

“Sizden şüphe etseydim, çoktan sırra kadem basmış olurdum ve nereye gittiğimi bilemezdiniz. Ben Yüce Parlak’a ve kayınpederime güvenmeyi seçiyorum. Lakin bilmem gerektiğini hissediyorum. O yüzden soruyorum.”

Dejaine, Yulian’ın cevabından memnun kalarak karşılık verdi.

“Eminim durum bu olsaydı sen de böyle sormazdın. Pekâlâ, anlatacağım. Sen buraya geldikten yaklaşık bir gün sonra Librie birini yolladı. Buraya varır varmaz seni yakalayıp Pareia’ya iade etmemiz ya da sana hiç yardım etmeyip görmezden gelmemiz karşılığında Pareia’nın on bir vahasından ikisini vermeyi vadetti.”

“Bu! Ne alçak bir kadın.”

Bunu tahmin etmişti, fakat Dejaine’in ağzından duymak onu öfkeden deliye döndürmüş, bağırmasına neden olmuştu.

“Neler olup bittiğini bilmiyormuş gibi davranıp teklifi kabul etmenin daha iyi olacağını düşündüm.”

Dejaine’in bu sözü üzerine Yulian, şaşkın bir ifadeyle ona baktı.

“Bana niye öyle bakıyorsun? Rakibini arkasından kolayca bıçaklayabilmek için önce kendini güvende hissetmesini sağlamalısın.”

“……”

Yaşlı savaşçıları işte bu yüzden görmezden gelemezdiniz. Parlak makamında geçirdiği uzun yılların hakkını veren, korkutucu bir adamdı.

“Harikasınız. Ve çok korkutucusunuz, Parlak Dejaine Efendi.”

Dejaine, Yulian’ın sözleri üzerine gülümseyerek karşılık verdi.

“Sadece bu kadarcık bir hamleyle hem baban Baguna’ya olan sadakatimi hem de damadım olarak sana duyduğum sevgiyi korumuş oldum. Konu açılmışken söylüyorum, bu yardımın bir karşılığı olması gerektiğini benden iyi bildiğine eminim.”

Dejaine’in sözleri beklenen bir şeydi ve Yulian bunu kabul etti. Ve inandı.

Dejaine Nellisi. Kayınpederi, ona içini dökebileceği biriydi.

“Elbette. İsyancıların hakkından gelip Shuarei saldırısını savuşturduktan sonra, bu yoldaki yardımınıza olan minnetimi size bin, hayır, on bin katıyla ödeyeceğim.”

Dejaine çok mutlu olmuştu. İnsan yaşlandıkça gelişmeye devam eden tek şey, karşısındakini okuma yeteneğiydi.

Damadı gerçekten de müthiş bir savaşçıydı. Bir kahraman olacaktı. Dejaine, bu sözün gelecekte kesinlikle çok değerli olacağına inanıyordu.

“Planını öğrenebilir miyim?”

Yulian gece boyunca düşündüğü her şeyi anlatmaya başladı.

“Vakit çok önemli. Janet ve Librie daha fazla soruna yol açmadan, Pareia’nın her bir vahasını dolaşmam gerekiyor.”

“Ne sebeple?”

“Bağlılık yeminlerini almak için her birini tek tek ziyaret etmeliyim. Pareia’nın bilge şeflerine güveniyorum. Bu komplonun Librie ve Janet’in işi olduğunu anlayacaklarını biliyorum.”

Dejaine ona itiraz etti.

“Peki ya anlamazlarsa?”

“Eminim siz de farkındasınızdır. Parlak makamı, yalnızca layık olduğu kabul edilenlerin oturabileceği bir mevkidir. Yetenekleri kabul görmedikçe, hayır, daha da önemlisi, henüz erginlenme törenini bile tamamlamamış olan Orca’yı Parlak olarak kabul etmeyeceklerdir. Farklı bir aileden yeni bir Parlak seçmenin daha akıllıca olacağını düşüneceklerine eminim. Şefler şu an bile bu konuyu tartışmak için toplanıyor olmalı.”

Dejaine, Yulian’ın mantığında bir kusur bulamadı. Bir kabiledeki Parlak makamı, erginlenme törenini tamamlamamış küçük bir çocuğun elinde tutabileceği bir şey değildi.

Eğer bu komployu kuran, damadının diğer kardeşi Pere olsaydı, işler epey zorlaşırdı.

“Sanırım bu işin arkasında bir küçük kardeşinin olmamasına şükretmelisin.”

Yulian, Dejaine’in sözleri üzerine gülümseyerek karşılık verdi.

“Bu olay yüzünden babamı kaybetmiş olsam da küçük kardeşimi kazandım. Eğer buna sebep olan Pere olsaydı, eminim ki karşı koyacak hiçbir yol bulamazdım.”

Yulian da Dejaine ile aynı düşüncedeydi.

“Eğer bu Pere olsaydı… eğer bunu Pere yapmış olsaydı, her şey bitmiş olurdu.”

← Önceki Sonraki →

Bu içeriğe tepki ver

0 tepki
👍Beğendim0
😡Sinir Bozucu0
😂Mükemmel0
😮Şaşırtıcı0
😓Sakin Olmalıyım0
😵Bölüm Bitti0

Bir Cevap Yazın

Scroll to Top

Manga-Novel Tr sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin