Bölüm 29 – , Bölüm 5.7

Metin Boyutu
← Önceki Sonraki →

Kitap 1-5.7 Tuhaf Genç Adam

Yulian şaşkınlıkla kendini geriye attı. O kadar hızlıydı ki, koca kılıcını çekmeyi düşünecek vakti bile olmamıştı.

Sesin sahibi nihayet altın kaplumbağanın ışığında kendini gösterdi. Atkuyruğu yapılmış uzun, siyah saçlı genç adamın teni o kadar solgundu ki Yulian, hiç güneş ışığı görmediğinden mi yoksa ışığın karanlıkta çok parlak olmasından mı kaynaklandığına karar veremedi.

Genç adam, sadece bakmanın bile insanın etini kesecekmiş gibi hissettiren kılıcını ileri uzatarak yeniden konuştu.

“Bu son uyarım. Gelmeyin. Gelmek istiyorsanız, daha sonra gelin.”

Bu durum Yulian’ı öfkelendirmişti. Evet, davetsiz misafirlerdi ama saygısızca hiçbir şey yapmamışlardı. Buna rağmen bu adam onlara kılıç sallamaya devam ediyordu!

Yulian’ın yere kapaklanır gibi geriye yuvarlandığını gören Haisha da öfkelenmişti ve genç adamın kılıcına vurmak için kendi kılıcını çekti.

Vızt.

İki kılıç bariz bir şekilde çarpıştı ama çıkan ses beklediği gibi değildi.

Tınk.

Haisha’nın koca kılıcının ucu pürüzsüz bir kesikle koparak yere düştü. Haisha normalde temkinli ve kaygısız biriydi, bu adamın güç seviyesiyle başa çıkamayacağını da biliyordu. Ancak kılıcının kesilmesi hakareti onu o kadar öfkelendirmişti ki sonunu düşünmeden hareket etti. Üstelik, kişiliği bir yana, böyle bir hakareti sineye çekip hiçbir şey yapmayan birine çöl savaşçısı denemezdi.

“Seni aşağılık herif!”

Haisha, ucu kesik koca kılıcını vücuduna siper edip sağlam olan diğerini savurdu. Olanları izleyen genç adamın yüzünü ise ölümcül bir aura kapladı.

“Eğer dinlemiyorsan, kötü adamsın. Yani kötü adamsın. Seni uyardığıma göre, uymam gereken bütün kurallara uydum.”

Hangi kurallara uyduğu bilinmese de, genç adam etrafını saran ölümcül aurayla hiç uyuşmayan tuhaf bir aksanla konuştu ve kılıcıyla Haisha’ya saldırmaya başladı.

Silahlarını sadece bir kez tokuşturmalarının ardından Haisha’nın hayatının tehlikede olduğunu gören Yulian, meseleyi konuşarak çözmeye çalışacak vakit bulamadan Haisha’yı kenara itti ve genç adamın kılıcını karşıladı.

Ustasından dövüş sanatlarını öğrendikten ve Kum Ejderi’ni katlettikten sonra, son zamanlarda vücudundaki tüm enerjiyi açığa çıkarabiliyordu. Yulian, ustası dışında kimseye yenilmeyeceğini düşünüyordu ama genç adamın kılıcı kendisininkinden daha hiddetli ve daha güçlüydü.

Sadece birkaç saniye içinde Yulian hayatının tehlikede olduğunu hissetmişti. Haisha yandan yardım etmeye çalışıyordu ama pek bir faydası dokunmuyordu.

Böyle devam ederlerse Yulian’ın bu herifin kılıcıyla doğranmasının uzun sürmeyeceği kesindi. En azından bu kadarı belliydi. Ancak genç adam, Yulian’ı daha fazla zorlamıyor, sadece o seviyedeki saldırısını sürdürüyordu. Lakin ölümcül aurası hâlâ hissedilirken, görünüşe göre genç adam Yulian’dan tuhaf bir his almıştı.

Genç adama karşı koymak için var güçleriyle çabalayan Yulian ve Haisha’nın giysileri terden sırılsıklam olmuştu.

‘Bu yenebileceğim bir düşman değil. Ustamın bir zamanlar bana gösterdiği “Palhal” seviyesinde. Böyle bir savaşçı da nereden çıktı… Bugün burada böyle mi öleceğim?’

Genç adamın kılıcı hayatını tehdit etmeyi sürdürürken, Yulian türlü türlü şeyler düşünmekten kendini alamıyordu.

“Luff!”

Rakibi tüm gücünü kullanmamasına rağmen Yulian onlarca kez yaşamla ölüm arasındaki çizgide gidip gelmişti. Tam da Yulian’ın gücü tükenmek üzereyken, uzaktaki ışığın içinde yüksek sesle bağırıp onlara doğru koşan birinin silüetini gördü.

Işıktaki genç adam kılıcını derhal durdurdu ama Yulian ve Haisha’ya gözlerini dikmeye devam etti. İkisinin ise ona saldırmak akıllarının ucundan bile geçmiyordu.

Aralarında çok büyük bir güç farkı vardı.

“Luff.”

Kahverengi saçlı, dökümlü yeşil bir cüppe giyen ikinci kişi, ilkiyle hemen hemen aynı yaşlarda görünen bir genç adamdı. İlk adamın koluna yapışmış bir halde konuşmaya başladı.

“Biraz bekle.”

Kahverengi saçlı genç adam, hiddetli arkadaşını kendine doğru çekip Yulian’a bir soru yöneltti.

“Buraya nasıl bir insan gelebildi ki? Girişe bir güç kalkanı yerleştirdiğimden emindim. Bu mekana nasıl ulaştınız?”

Kahverengi saçlı adam, oraya nasıl geldiklerine akıl sır erdiremiyormuş gibi sordu. Burası pek kimsenin bilmediği bir zindandı ve tek girişi, Büyü Kulesi’ndeki o yaşlı cadıyla birlikte yerleştirdiği bir güç kalkanıyla korunuyordu. Düşmanları olan Kaos halkının içeri asla girememesinin sebebi de buydu.

Daha önce hiç görmediği kıyafetler giyen insanların önlerinde belirmesi karşısında bu yüzden son derece şaşkındı.

Yulian bu kişiyle anlaşılabileceğini hissederek konuşmaya başlamadan önce onu saygıyla selamladı.

“Benim adım Yulian Provoke, bir Pareia savaşçısıyım. Bir İleri Düzey Büyücü’nün zindanına izinsiz girdiğimiz için özürlerimizi lütfen kabul edin. Ancak çöldeki bir kum bataklığına düşme kazası yaşadık ve kendimizi burada bulduk. Bu konuda bir seçimimiz ya da söz hakkımız yoktu.”

Yulian, karşısındaki kişinin İleri Düzey Büyücü olduğunu doğrulamıştı. Aksi takdirde etraflarındaki tüm bu olan biteni açıklayamazdı.

O vahşi savaşçı bile yeşil cüppeli adamın tek bir sözüyle kılıcını durdurmuştu.

“Pareia mı? Büyücü mü? Çölün kum bataklığı mı? İçine düşmek mi? Buraya mı?”

“…….”

Sorduğu sayısız soru karşısında cevap veremeyip birbirlerine bakan Yulian ve Haisha’yı gören genç adam bir an düşündü, ardından ne olduğunu fark etmiş gibi gözleri parladı.

“Ah! Şimdi düşününce, Kızıl Çöl buranın üzerinde olmalı. O halde siz… çölde yaşayan insanlar olmalısınız, değil mi?”

“Evet, doğru.”

“Kum bataklığının ne olduğunu biliyorum. Tehlikeli bir durum atlatmışsınız. Benim adım Mai, büyücülüğe benzer şeyler üzerine araştırma yapıyorum. Bu arkadaşım yüzünden epey şaşırmış olmalısınız.”

Mai adındaki adam, cana yakın bir kişiliğe sahip görünüyordu. Dostça gülümseyerek başını eğdi ve Yulian ile Haisha’dan özür diledi.

“Hayır, özür dilemenize gerek yok. Burada olmaktan başka çaremiz olmasa da, sonuçta davetsiz gelen misafirleriz.”

Yulian’ın yine eğilerek karşılık verdiğini gören Mai, tekrar konuşmadan önce elini Luff adındaki adamın omzuna koydu.

“Şu anda son derece önemli bir işin ortasındayım, bu yüzden bu dostum beni koruyor. Becerileriniz muhteşem. Kıtada bile Luff’ın kılıcını durdurabilecek sadece bir avuç insan vardır.”

‘Kıtada bile ona karşı koyabilecek sadece bir avuç insan varsa, bu adam ne kadar güçlü?’

Yulian, Luff’un gücüne akıl sır erdiremiyordu ve Mai konuşmasına devam ederken yalnızca başıyla onaylamakla yetinebildi.

“O halde, nereden girdiniz? Giriş tamamen mühürlü ve kum bataklığıyla geldiğinizi söylediğinize göre, onun konumu…”

Yulian ve Haisha arkalarını işaret edip öne geçince, Mai onları takip etti. Luff adındaki adam ise Mai’nin hemen dibinden ayrılmıyordu. Luff’ın bakışları Yulian ve Haisha’ya döndüğü an, ikisinin de tüyleri diken diken oldu ve adımlarını durdurdular.

“Luff! Onlar kötü insanlar değil.”

Mai de Luff’ın bakışlarını hissetmiş olacak ki, Yulian’la konuşmadan önce Luff’u çabucak azarladı.

“Üzgünüm. Başına gelen bir olay yüzünden bu arkadaşımın akli durumu pek yerinde değil. Üstelik ona, buraya gelen herkesin kötü insanlar olduğunu söylemiştim… lütfen onu anlayışla karşılayın.”

Mai saygıyla tekrar özür dilerken Yulian ve Haisha, Luff’a baktı. Duruşunda hiçbir açık, hareketlerinde en ufak bir israf yoktu.

‘Bu seviyede bir ustalığa ulaşmak için daha ne kadar eğitim yapmam gerek?’

Eğitimi kesinlikle tamamlanmış sayılmazdı; Yulian, ustasının öğrettiklerinin yarısında bile henüz ustalaşmamıştı. Yulian, onun yaşına geldiğinde Luff ile başa baş dövüşebileceğini düşündü. Bu düşünce, yenilgiyi utanmadan kabullenmesini sağladı.

“Dövüş sanatlarını sana kim öğretti? Bu, kıtada bahsettikleri mana değil. Ki olarak bilinen zihinsel bir güç.”

Luff, Yulian’a bunu sorduğunda şaşıran Yulian değil, Luff’ın yanında duran Mai’ydi.

“Luff, hatırlayabiliyor musun?”

Bu, çok uzun bir süredir beş yaşındaki bir çocuktan daha iyi konuşamayan arkadaşıydı.

Luff’ın bu soruyu sorması, Mai’nin daha önce hiç görmediği bazı antrenman metotlarını hatırlamaya başladığını düşündürdü.

Luff, Mai’ye bakıp başını iki yana salladı ve devam etti.

“Bilmiyorum. O kişi tuhaf. Kılıcını, ustamın bana öğrettiği gibi savuruyor. Bu yüzden onu hemen öldürmedim.”

Luff’ın ölümcül bir aurayla dolu olmasına rağmen az önce Yulian ve Haisha’yı öldürmemesinin sebebi bu olmalıydı.

← Önceki Sonraki →

Bu içeriğe tepki ver

0 tepki
👍Beğendim0
😡Sinir Bozucu0
😂Mükemmel0
😮Şaşırtıcı0
😓Sakin Olmalıyım0
😵Bölüm Bitti0

Bir Cevap Yazın

Scroll to Top

Manga-Novel Tr sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin