Bölüm 8: Saraya Giriş

Metin Boyutu
← Önceki Sonraki →

Uyandığımda Esad amca çalışmaya gitmişti bile. Hatta Züleyha bile uyanmıştı. Benim uyandığımı gören kardeşim, hemen biraz bir şeyler hazırlayıp beraber karnımızı doyurduk. Normal bir hata yaşıyor olsak bu 2 gün çıkıp gezerdik ama köle hayatında sadece belirlenen alan içeresinde dolaşabiliyorduk. 

Bende günün çoğunu evde yatıp dinlenerek geçirdim.

Akşam olduğunda Esad amca eve geldi. Beraber yemek yedikten sonra:

-Kendini nasıl hissediyorsun Aktan ?

-Daha iyiyim amca saraya gidinceye kadar bir şeyim kalmaz.

-iyi o zaman.

Konuşma pek fazla uzamamıştı. Nedense aklıma birden aklıma bir şey geldi.

-İNCELE!

AD: Esad

TÜR: İNSAN

SAĞLIK: 14

MANA:3

GENEL DURUM: KARIŞIK DUYGULAR İÇERSİNDE, CANINI SIKAN BİR ŞEY VAR.

Bunu gördükten sonra:

-Esad amca

Diye seslendim. Ama sonra bir şey demekten vazgeçtim. Bizim ile paylaşmak isterse zaten şimdiye kadar söylerdi.

-Efendim Aktan.

-İyi geceler Esad amca. Her şey için çok teşekkür ederim.

-Sanada iyi geceler Aktan.

Dedi ve sessizce gitti. Bende Züleyha’nın yanına uzandım. Ve “acaba canını sıkan şey nedir” diye düşünmeye başladım.

Bu Düşünceler ile uykuya daldım ve kendimi dünyaya attım. Çoktan sabah olmuştu bile.

Sabah her zamanki gibi rutin devam ediyor. Üstümü değiştir, kahvaltı derken okulun yolunu tutmuştum bile.

Yolda giderken boş durmayıp “İNCELE” yeteneğimi geliştiriyordum. Her şeyi inceliyordum yerdeki taş, araba, bisiklet, trafik lambası, kedi, köpek, karınca, kuş vs. aklınıza gelebilecek her şeyi yani.

Dikkatimi çeken cansız nesneleri incelerken artı bir stat kazanmıyordum. Ama canlıları incelerken her tür içi +1 ruh statı kazanıyordum. Mesela kuşgillerden leylek içi +1 kırlangıç içi +1 di. Farklı bir leylek incelesem bile ekstra stat kazanmıyordum. Ama ben ayırt etmeksizin hepsini inceliyordum. 

Okula gidinceye kadar “İNCELE” Lv 13 olmuştu bile. Üç level bile benim için önemliydi. Ama deli gibi sürekli incele demek belli bir süre sonra bıkkınlık veriyordu. Acaba sadece düşünsem aynı komut geçerli olur muydu?. Ve ne kaybederim diyerek denedim.

EVRENİN BİR SIRRINI KEŞFETTİNİZ.

BUDAN SONRA YETEENEKLERİNİZİN İSMİNİ DÜŞÜNMEZNİ YETER. SESLİ KOMUTA GEREK YOK.

İşte beklediğim bildirim. Artık her şey daha kolay. 

Okul her zaman aynı rutininde akıp gitmişti. Son derse girmiştik bile. Ama ben “İNCELE”yi insanlar üzerinde kullanamıyordum. Bana mahremiyeti hiçe sayıyor gibi geliyordu. Özellikle arkadaşlarım üzerinde. Öğretmenlerin üzerinde denedim ama sadece denemek için. Çok ilginç şeyler çıktı karşıma açıkçası.

Kimisi “okul bitse de gitsem” kimisi “ keşke öğretmen olmasaydım” kimisi “öğretmeye hevesli” kimisi “akşam eve gittiğinde eşi ile sevişmek istiyor” düşünceleri içerisindeydi. Bunları gördükten sonra ergen arkadaşlarımınkine bakmak istememem normal değil mi ?!

Bu 6 farklı öğretmen dersimize girdi bende hepsini inceledim bundan dolayı +6 ruh statı kazandım. Anlaşılan insan incelemek her biri için +1 stat veriyor.

Mahremiyet ihlali saymasam çok rahat binlere yuvarlarım ama şu anda gerek yok gibi. Bu gün zaten baya stat kastım şu anda +27 ruh statım oldu.

Ve okul bitiş zili çalar. Her zaman olduğu gibi Asaf ile birlikte evin yolunu tuttuk. 

Hafta içi dünyada olsun Gaia da olsun her şey rutin devam ediyordu. Günler bu şekilde geçti ve tekrar Gaia’da uyanmak üzere gözlerimi kapattım.

Gözlerimi açtığımda güneş daha yeni doğuyordu ve Esad amca çoktan uyanmış dalgın bir şekilde oturuyordu. Benim içeri girdiğimi görünce derin bir nefes alıp:

-Gel Aktan senin ile bir mesele hakkında konuşmak istiyorum.

Galiba artık canını sıkan mesele hakkında konuşacaktı.

-Dinliyorum amca.

-Saraya girmene çok sevindim ama bir o kadarda korkuyorum.

-Korkulacak bir şey yok amca. Direk Ebrehe hazretlerinin hizmetkarı olacağım yani bana başkası karışamaz.

-Korkum senin için değil zaten Aktan. Züleyha için.!!

Derin bir iç çektikten sonra devam etti.

-Ebrehe Hazretlerinin kötü huyları vardır. Bunlardan biride küçük kızlara meraklı olması. İşte bu beni korkutuyor.

Bir anda beynimden vurulmuşa dönüştüm. Haklıydı sarayın içini gördüm soylular köleleri bir paçavra misali her şey için kullanıyorlardı. Buna nefsani arzularını dindirmek içinde dahil. 

-Aktan acaba onu burada mı bıraksan.? Tamam şartlar iyi değil ama en azından ona göz dikecek kimsede yok. 

Amcam mantıklı konuşuyordu ama kardeşimi bir daha göremeyebilirdim. Bu işin içinden çıkılamaz bir durum ne yapsam acaba. En sonunda acı bir karar vermek zorundaydım.

-O zaman Züleyha size emanet amca. Emin olun bir onunlar birlikte hepinize saraya aldırmanın bir yolunu bulacağım.

-Çok doğru bir karar verdin evlat.

İİNCELE(düşündüm)

AD: Esad

TÜR: İNSAN

SAĞLIK: 14

MANA:3

GENEL DURUM: SEVİNÇLİ, RAHATLAMIŞ,

Demek kaç gündür canını sıkan mesele buymuş. Gerçekten Esad amcaya çok şey borçluyum. Bizi kendi evladı gibi seviyordu.

Biz bunları konuşurken Züleyha uyanıp gelmişti.

Kardeşime karşıma alıp olan biteni anlattım. Oda ilk başta ağlamaya başladı. Ama biraz daha konuşunca demek istediğimizi anladı.

-Sakın beni unutma abi. İlk fırsatta küçük kardeşini görmeye gel.

-Ben seni nasıl unuturum aptal kardeşim. Sen benim tek ailemsin.

Birbirimize sanki son defaymışçasına sıkı sıkı sarıldıktan sonra ayrıldık ve ben sarayın yolunu tutmuştu.

Sarayın devasa kapılarına vardığımda hemen bir asker yolumu kesip.

-Dur bakalım nereye gidiyorsun köle.

-Ebrehe Hazretleri beni kişisel hizmetkârı olarak saraya almıştı.

Asker beni baştan ayağa süzdükten sonra:

-Demek söylentiler duyduğumuz Aktan sensin.

Oradan başka bir askere seslenip yanına çağırdı.

-Bunu baş kâhya Hezar’ın yanına götür.

-Emrederseniz efendim.

Ve önümde yürüyen askeri takip etmeye başladım. Bu sefer sarayın direk içinden değil de etrafından dolaşıyorduk. Ama yine de dışarısı bizim kölelerin durduğu yerden daha iyiydi. Her taraf yeşillik ve sarayın etrafını çevreleyen akarsu vardı. Biraz yürüdükten sonra birkaç odadan daha geçip Baş kâhyanın yanına varmıştık.

-Bu köleyi getirdim sana Baş Kâhya. 

-İyide bu kölenin ne işi var burada.

-Geçen meydan Ebrehe hazretlerinin yanına almış olduğu hizmetçi.

Bunları duyan baş kâhya Hezar’ın gözleri merakla açıldı.

-Demek o sensin ha..

Beni gözleri ile baştan ayağa süzüyor. Kendi kendine homurdanıyordu.

-Tamam sen gidebilirsin asker.

Asker arkasını dönüp yürüyüp gitmişti bile.

-Şanslı bir piçsin dimi. En alttan direk kralın hizmetkârı hiç kolay değil.

Biraz daha beni süzdükten sonra.

-ilk başta şu saçları biraz kesmemiz lazım, sonra bir güzel bir yıkanıp kralın hizmetkârına yakışır giyinmen lazım. Hadi beni takip et bakalım.

İlk başta berbere gidip saçlarım kesildi. Normalde saçlarım omuzlarıma gelirdi şimdi kulak hizamda kaldılar.

Sonra beni 4 tane yatağın olduğu bir odaya getirdi.

-Burası kralın diğer hizmetkârlarının olduğu oda. İçeride banyo var ilk başta güzelce yıkan ve yatağın üstündeki kıyafetleri giy. Biraz acele et bakalım.

Dedi ve odadan çıktı. Kıyafetler baktığımda beyaz ketenden olan bir gömlek ve pantolon misali alt tarafı olan bir elbise vardı. belime bağlamak için kırmızı ve siyah olan kemer tarzı bir sargı vardı. 

Odanın içinde bir kapı vardı ve içeride tuvalet ve sürekli akmakta olan bir çeşme vardı. 

Temiz olmama rağmen yıkandım ve üstümü giyindim. Duvarda ayna vardı. Bu dünyada gördüğüm ilk aynaydı. Kendime baktıktan sonra her şeyin tamam olduğuna ikna oldum. 

Odada biraz beklememe rağmen Baş kâhya daha gelmemişti. Ben geldiğim yolu hatırlarım diye odadan çıktım ve baş kâhyayı aramaya başladım.

Dolaşırken yine sarayın ihtişamından etkilenmiştim. Sanki mistik bir kentte geziyor gibiydim. Yolu biliyormuş gibi yürüyordum ama çoktan kaybolduğumu biliyordum. 

Kapısı olmayan büyük bir salonun önünden geçiyordum ve içeride raflara dizilmiş bir sürü kitap vardı. ilk defa Gaia’da yazı görüyordum ve fark ettim ki ben okuma yazma bilmiyordum. İstemsizce kitaplar yaklaştım. Ve incele diye düşündüm.

AD:ŞİFALI BİTKİLER

AÇIKLAMA: ŞİFALI BİTKİLER HAKKINDA BİLGİLER OLAN BİR KİTAP

En azından neden bahsettiğini anlayabiliyordum. Etrafı biraz daha inceledikten sonra birbirinden farklı binlerce kitap vardı ama ben hiç birini okuyamıyordum. Çok oyalandığımı fark edip kapıya doğru yöneldim.

Tam kapıdan çıkacakken bir anda sanki duvara çarpmış gibi hissettim ve yere düştüm. Kafamı kaldırım ve altın zırhları içerisinde geçen sefer beni dışarı çıkaran asker başımda dikiliyordu.

-Önüne baksana sefil hizmetçi.

Dedi ve kılıcına sarıldı. Bu adam beni her gördüğünde nedense hemen kılıcına sarılıyordu.

Ben tam özür dilemek için ayağa kalkmıştım ki. İpek gibi ince bir ses:

-Ne oldu Herekla?

Diye Askerlerin önüne çıktı.

← Önceki Sonraki →

Bu içeriğe tepki ver

0 tepki
👍Beğendim0
😡Sinir Bozucu0
😂Mükemmel0
😮Şaşırtıcı0
😓Sakin Olmalıyım0
😵Bölüm Bitti0

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top